Ayak Fetişi Hakkındaki Gerçekler
Ayak Fetişi söz konusu olduğunda herkesin söyleyecek bir sözü oluyor. Ancak tüm bunlar, arkasında ne yazık ki tek bir bilgi kırıntısı olmayıp sadece duygusal tepkilerden ileri geçmeyen cümleler.
Fetişler arasında birinci sırada yer alan bu olgu hakkında gerçekten ne biliyoruz?
Sigmund Freud, fetişleri tanımlarken kişinin geçmişte yaşadığı travmaların zevk nesnesi haline dönüşmesidir derken elbette yanılmıyordu. Ancak travmanın ayrıntısına girmiyordu. Bu tespit bilhassa BDSM gibi ya da en yaygın şekliyle Cuckold fetişi gibi fetişler için en doyurucu açıklama olmakla birlikte ayak fetişi söz konusu olduğunda yetersiz kalmaktadır. Ayağın penis ile ilişkilendirilmesi de yetersiz ve zayıf bir açıklamadır.
Son yıllarda PET, MR gibi görüntüleme teknolojilerinin gelişmesi ve nöroloji konusundaki ilerlemeler yeni bulgulara ulaşmamızı sağladı. Yeni bulgular ışığı altında ayak fetişi olgusunu 2 grupta ele alabiliriz.
1) Primer Ayak Fetişliği
ABD California, San Diego Üniversitesi Beyin ve Bilinç Araştırmaları Merkezi bir başka konuda araştırma yaparken tesadüfen bir gizeme ulaştı. Kazada ya da savaşta ayaklarını kaybeden kişilerin beyinlerinde ayaklarıyla ilgili bölgenin silinmediği ve hala aktif olduğu tespit edildi. Ayağı kesilen kişi zaman zaman olmayan ayağının kaşındığını söylüyordu. Eğer ayağı yerinde olsa en azından eliyle kaşır rahatlardı ama ayağı yoktu. Bunun üzerine beyindeki bu bölgenin silinmesi imkanları araştırılmaya başlandığında görüldü ki, genital organları yöneten sinir uçlarının da aynı bölgede olduğu tespit edildi.
Araştırmalar daha da derinleştirildiğinde beynin o bölgesinde oluşan hatalı bağlar nedeniyle bazı kişilerin ayaklarından cinsel haz duydukları hatta orgazm yaşadıkları bile görüldü. Beyindeki bu hatalı kodlama doğuştan olabileceği gibi bir beyin travması sonucunda da olabileceği sonucuna varıldı.
Bu buluş bir çok ayak fetişinin “ben kendimi bildim bileli ayaklara karşı böyle şeyler hissediyorum” beyanını açıklıyor. Bu kişiler beyinlerindeki bu çapraz hatalı bağlar nedeniyle böyle hissediyorlar.
2) Seconder Ayak Fetişliği
Seconder Ayak Fetişi için Sonradan Kazanılmış Ayak fetişi de denebilir. Bu gruba girenler beyinlerinde herhangi bir fiziksel bağ olmamasına rağmen daha sonra fetiş edinmiş kişiler. (Diğer tüm fetişler gibi) Araştırmacılar seconder fetişin toplumsal şartlarla bağlarını da irdelemişler. Kadınların görece güç kazanmaya başladığı dönemlerde ayak fetişinin arttığı gözlemlenmiş. Ve gene cinselliğin baskılandığı toplumlarda ayak fetişinin yükseldiği gözlemlenirken, en ilginci ise salgın hastalıkların arttığı dönemlerde de ayak fetişinin arttığı gözlemlenmiş.
Kısaca şu ya da bu nedenle cinselliğe kolayca ulaşılamayan hallerde seconder ayak fetişinin artma eğiliminde olduğu söylenebilir. Bu bilgiler ışığında internetin de etkisiyle ülkemizde ayak fetişi konusunun neden bu kadar sık karşımıza çıktığının cevaplarını daha kolay verebiliriz artık.